Türk Patent ve Marka Kurumu Nezdinde Marka İptal Talepleri

Graphic designer drawing sketches logo design.

Marka İptal Prosedürü Nedir ve İptal Halleri Nelerdir?

Marka iptali, tescilli bir markanın Türk hukukunda öngörülen bazı şartları kaybetmesi veya bu şartları hiç taşımaması hâlinde, marka sicilinden tamamen veya kısmen silinmesini ifade eder. 2017 yılında yürürlüğe giren 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 26. Maddesi uyarınca belirtilen şartlarda Türkiye’de tescilli olarak koruma altında bulunan markaların iptaline karar verilebilir. Türk Fikri Mülkiyet Hukuku kapsamında tanınan marka hakkı, bir ayni hak statüsünde olmasına karşın hak sahibine sınırsız yetki ve özgürlük tanımamaktadır. Hak sahibinin sahip olduğu hakkı kanunda belirtildiği gibi kullanma yükümlülüğü vardır. Söz konusu kullanım aynı kanunun 9. Maddesinde şu şekilde belirtilmiştir:

Markanın kullanılması

Madde 9- (1) Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.

(2) Aşağıda belirtilen durumlar da birinci fıkra anlamında markayı kullanma kabul edilir:

a) Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması.

b) Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması.

(3) Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir.

Buna göre; markanın kullanılmaması Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında bir iptal sebebi olarak kabul edilmektedir. Ancak Kanunda düzenlenen iptal sebebi sadece 9. Madde ile sınırlı değildir. Aynı kanunun 26. maddesinin 1. fıkrasında iptal halleri şu şekilde detaylandırılmıştır:

İptal hâlleri ve iptal talebi

Madde 26- (1) Aşağıdaki hâllerde talep üzerine Kurum tarafından markanın iptaline karar verilir:

a) 9 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hâllerin mevcut olması.

b) Marka sahibinin fiillerinin veya gerekli önlemleri almamasının sonucu olarak markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetler için yaygın bir ad hâline gelmesi.

c) Marka sahibi tarafından veya marka sahibinin izniyle gerçekleştirilen kullanım sonucunda markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetlerin özellikle niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltması.

ç) 32 nci maddeye aykırı kullanımın olması…

Görüldüğü üzere, iptal sebepleri kanunda belirtilmiş olmakla beraber değerlendirilmeleri her somut olay özelinde yapılmaktadır. Örneğin 1. fıkranın b bendinde belirtilen iptal sebebi incelemelerinde, markanın tescilinin gerçekleştirildiği mal ve / veya hizmetler açısından bir jenerik ad haline gelip gelmediğiincelenecektir.  Öte yandan c bendinde belirtilen haller ise, iptal istemine konu olan tescilli markanın, tüketiciler nezdinde yanıltıcı hâle gelmesi durumunda söz konusu olur. Bu kapsamda bahsedilen yanıltıcı hâle gelme, söz konusu markanın mal veya hizmetlerin niteliği, kalitesi ya da coğrafi kaynağıhakkında yanlış bir algı yaratması anlamına gelir. Önemli olan husus, markanın başlangıçta tescile engel teşkil etmemesi; ancak kullanım süreci içinde, fiilî durumla marka algısı arasındaki uyumsuzluk nedeniyle halkı yanıltır hâle gelmesidir. Bir diğer iptal sebebi de Madde 26/1-ç kapsamında garanti markası veya ortak markanın, yine aynı kanunun 32. maddesinde düzenlenen tescilli markanın teknik şartnamesine aykırı şekilde kullanılması hâlinde de gündeme gelir. Garanti markaları ve ortak markalar, ticaret / hizmet markalarından farklı olarak, belirli mal veya hizmetlerin ortak özelliklerini, kullanım usullerini ve denetim mekanizmalarını içeren bir teknik şartnameye dayanır. Bu nedenle söz konusu markaların korunması, yalnızca tescile değil, aynı zamanda bu teknik şartnameye sürekli ve dürüst biçimde uygun kullanıma bağlıdır.

Marka sahibinin, markanın teknik şartnameye aykırı biçimde kullanılmasını engellemek için gerekli önlemleri almaması ve bu aykırılığın tanınan süre içinde giderilmemesi hâlinde, marka artık hukuken korumaya layık görülmez. Bu durumda, 32. maddenin yedinci fıkrası uyarınca teknik şartnameye aykırı kullanım, 26. maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi kapsamında bağımsız bir marka iptali sebebi oluşturur. Böylece garanti veya ortak markanın temel işlevi olan güven, kalite ve standardizasyonun korunması amaçlanır.

Kimler Marka İptal Talebinde Bulunabilir?

Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 26. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca ilgili kişiler markanın iptalini talep edebilirler. Söz konusu madde hükmünde açıkça gösterilmemiş olmakla beraber uygulamada ve doktrinde kabul edildiği üzere markanın iptalini talep edebilecek kişiler şu şekilde açıklanabilir: Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları. Buna göre markanın iptalini talep edebilecek “ilgili kişiler” kavramı, dar yorumlanmamakta; markanın varlığından veya kullanımından hukuki ya da ekonomik menfaati etkilenen gerçek veya tüzel kişileri kapsamaktadır. Bu çerçevede, aynı veya benzer mal ve hizmetler bakımından marka tescil ettirmek isteyen rakip işletmeler, marka kullanımından doğrudan zarar gören kişiler ya da tüketiciyi yanıltıcı nitelikteki bir markanın sicilde kalmasından olumsuz etkilenen piyasa aktörleri menfaati olanlar arasında değerlendirilmektedir.  Öte yandan, marka iptalinin kamu düzeni ve tüketicinin korunması ile yakından ilişkili olması sebebiyle, Cumhuriyet savcıları ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına da iptal talebinde bulunma yetkisi tanınmıştır. Bu durum, marka iptalinin yalnızca bireysel menfaatlerin korunmasına değil, aynı zamanda piyasanın dürüst ve güvenilir işleyişinin sağlanmasına hizmet eden bir mekanizma olduğunu ortaya koymaktadır.

Marka İptal Prosedürü Nasıl İşler?

İptal Yetkisinin Mahkemelerden Türk Patent ve Marka Kurumu’na Geçişi:

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, marka iptali bakımından önemli bir yetki değişikliği öngörmüş; ancak bu değişiklik, kanunun yayımıyla birlikte değil, geçiş süreci öngörülerek hayata geçirilmiştir. Kanunun Geçici 4. maddesi uyarınca, SMK m. 26 hükmü yürürlüğe girinceye kadar marka iptaline ilişkin yetki mahkemeler tarafından kullanılmaya devam etmiştir. Bu dönemde marka iptali talepleri, iptal davası şeklinde açılmakta ve yargılama usulüne tâbi olarak çözümlenmekteydi.

SMK m. 192/1-a hükmü gereğince, 26. madde kanunun yayım tarihinden itibaren yedi yıl sonra yürürlüğe girmiştir. Bu süre boyunca kanun koyucu, marka iptalinin idari bir işlem olarak değil, yargısal denetim kapsamında ele alınmasını tercih etmiş; bu nedenle iptal talepleri doğrudan mahkemeler önünde ileri sürülmüştür. Geçiş döneminde açılmış ve görülmekte olan iptal davalarının da -yine Geçici 4. madde uyarınca- mahkemeler tarafından sonuçlandırılması öngörülmüştür. Mahkemelerin verdiği iptal kararları ise kesinleşmelerinin ardından re’sen Türk Patent ve Marka Kurumu’na gönderilmiştir.

Ancak 2024 yılı itibarıyla, SMK m. 26 hükmünün yürürlüğe girmesiyle birlikte, marka iptalinde idari sisteme geçilmiştir. Bu tarihten sonra marka iptal talepleri, artık mahkemeler nezdinde dava yoluyla değil, doğrudan Türk Patent ve Marka Kurumu’na yapılmaya başlanmıştır. Böylece marka iptali, itiraz ve hükümsüzlükten farklı olarak, Kurum tarafından yürütülen özel bir idari prosedür çerçevesinde incelenir hâle gelmiştir.

Bu sistem değişikliğinin doğal sonucu olarak, 2025 yılı içerisinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından ilk marka iptal taleplerine ilişkin kararlar verilmiştir. Bu gelişme, marka iptalinin yargısal bir süreç olmaktan çıkarak, uzmanlık temelli ve daha hızlı işleyen bir idari mekanizma aracılığıyla yürütülmesini amaçlayan kanun koyucu iradesinin fiilen hayata geçtiğini göstermektedir. Bununla birlikte, Kurum kararlarının yargı denetimine açık olması, marka sahipleri ile üçüncü kişilerin hak arama özgürlüğünü koruyan önemli bir güvence olarak varlığını sürdürmektedir.

Marka İptali ile İlgili Önemli Hususlar Nelerdir ?

Marka iptal taleplerinde bulunurken unutulmaması gereken ilk husus şüphesiz ki, iptal işlemine tâbi olacak markanın iptali ancak ve ancak kuruma yapılan iptal talebi başvuru tarihinden itibaren hüküm ve sonuç doğuracaktır. Bunun sebebi ise marka sahibinin iptal talebine kadar, sahip olduğu hakka dayanarak gerçekleştirdiği işlemlerin geçerliliğini korumak ve hak kayıplarının önüne geçmektir. 

İptal sebeplerinin arasında gösterilen markanın beş yıl süre boyunca kullanılmaması hususunda ise beş yıllık kullanım süresinin markanın tescil edildiği tarihten itibaren geçerli olarak hesaplanacağını unutmamak gerekir. Beş yıllık kullanım süresinin dolmasından sonra marka sahibinin, iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarihe kadar markayı tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanmış olması hâlinde, kullanmama sebebine dayalı iptal talepleri reddedilir. Ancak bu noktada kanun koyucu, kötü niyetli ve yalnızca iptali bertaraf etmeye yönelik kullanımları koruma altına almamıştır. Nitekim iptal talebinde bulunulacağı düşüncesiyle yapılan ve talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanımlar, iptal incelemesinde dikkate alınmaz. Bu düzenleme, markanın piyasada gerçek ve sürekli bir işlev görüp görmediğinin tespit edilmesini amaçlamaktadır.

Öte yandan, iptal sebeplerinin markanın tescil edildiği tüm mal veya hizmetleri kapsaması zorunlu değildir. İptal nedeni yalnızca belirli mal veya hizmetler bakımından mevcutsa, Kurum tarafından kısmi iptal kararı verilir. Bu hâlde marka, kullanılmaya devam edilen veya iptal sebebinin bulunmadığı mal ve hizmetler yönünden koruma altında kalmayı sürdürür. Bununla birlikte, iptal kararı, markanın ayırt edici niteliğini değiştirecek şekilde marka örneğinde bir değişiklik yaratacak biçimde verilemez.

İptal incelemesi devam ederken markanın sahibinin değişmesi hâlinde ise, işlemler sicilde hak sahibi olarak görünen kişi üzerinden yürütülmeye devam eder. Böylece hak sahipliğindeki değişikliklerin, iptal sürecini sürüncemede bırakmasının veya usulî aksaklıklara yol açmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

Usule ilişkin olarak, iptal talepleri öncelikle markanın sahibine tebliğ edilir ve marka sahibine bir aylık savunma (görüş) süresi tanınır. Marka sahibi bu süre içinde cevaplarını ve delillerini Kuruma sunabilir; talep edilmesi hâlinde Kurum tarafından bir aya kadar ek süre de verilebilir. Kurum, gerekli gördüğü durumlarda ek bilgi ve belge talep edebilir ve nihai kararını, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, tarafların iddia ve savunmaları ile sunulan deliller çerçevesinde verir.

Tüm bu açıklamalar ışığında, marka iptal sebeplerinin doğru şekilde anlaşılması ve somut olaya uygun biçimde değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Zira marka iptali, yalnızca şekli bir prosedür olmayıp, marka sahibinin haklarını doğrudan etkileyen ve sicildeki korumanın sona ermesine yol açabilen ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle hem marka sahiplerinin markalarını hukuka uygun ve aktif biçimde kullanmaları hem de üçüncü kişilerin iptal taleplerini sürelere, usule ve ispat yüküne dikkat ederek ileri sürmeleri gerekmektedir. Aksi hâlde, ya haklı bir iptal talebi usul eksiklikleri nedeniyle sonuçsuz kalmakta ya da korunmaya değer olmayan bir marka sicilde varlığını sürdürerek piyasada belirsizlik yaratmaktadır. İşte bu sebeple, marka iptal nedenlerinin ve prosedürünün doğru tespiti, etkin ve adil bir marka koruma sisteminin temelini oluşturmaktadır.Formun Altı

Paylaş :