Tasarım

Tasarım

Tasarım, bir ürünün görsel özelliklerini ifade eden ve bu yönüyle tüketici algısını doğrudan etkileyen önemli bir fikri mülkiyet unsurudur. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda tasarım:

MADDE 55- (1) Tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür.

(2) Ürün, bilgisayar programları hariç olmak üzere, endüstriyel yolla veya elle üretilen herhangi bir nesnenin yanı sıra birleşik bir ürün veya bu ürünü oluşturan parçaları, ambalaj gibi nesneleri, birden çok nesnenin bir arada algılanan sunumlarını, grafik sembolleri ve tipografik karakterleri ifade eder.

(3) Birleşik ürün, sökülüp takılma yoluyla değiştirilebilen veya yenilenebilen parçalardan oluşan üründür.

(4) Tasarım; bu Kanun hükümleri uyarınca tescil edilmiş olması hâlinde tescilli tasarım, ilk kez Türkiye’de kamuya sunulmuş olması hâlinde ise tescilsiz tasarım olarak korunur.

Bu hüküm doğrultusunda tasarımlar, tescilli ya da tescilsiz şekilde korunabilmekte olup; görünüm itibarıyla yeni ve ayırt edici olmaları şartıyla hukuki korumadan yararlanırlar. Tasarımın tescil edilmesi, sahibine münhasır haklar sağlar ve üçüncü kişilerin izinsiz kullanımına karşı güçlü bir hukuki zemin oluşturur. Tescilsiz tasarımlar ise kamuya sunulduğu tarihten itibaren 3 yıl gibi sınırlı bir süreyle koruma altına alınır. Dolayısıyla, tasarımın tescili, hem hukuki güvence hem de ticari değer bakımından büyük önem arz eder.

Fashion designing

Tasarım Koruma Şartları

Bir tasarımın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında hukuki korumaya konu olabilmesi için temel olarak “yenilik” ve “ayırt edicilik” şartlarını taşıması gerekmektedir. Kanun koyucu bu iki unsurun varlığını tasarım korumasının ön koşulu olarak düzenlemiştir. SMK m. 56/1 hükmü uyarınca, “Tasarım yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla bu Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunur.” Aşağıda bu iki kavram ayrı başlıklar altında açıklanmıştır:

Yenilik

İçeriği Paylaşın

Yenilik, bir tasarımın, daha önce kamuya sunulmamış olması anlamına gelir. Kanuna göre bir tasarımın yeni sayılabilmesi için, tescilli tasarımlar bakımından başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce, tescilsiz tasarımlar bakımından ise kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması gerekir (SMK m. 56/4). Tasarımlar yalnızca küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir ve bu durumda yenilik kriteri sağlanmış sayılmaz.

Özellikle birleşik ürünlerin parçalarına yönelik tasarımlarda yenilik değerlendirmesi yapılırken, parçanın yalnızca bakım, servis ya da onarım gibi işlemler dışında, son kullanıcı tarafından normal kullanım sırasında görünür olması gerekir (SMK m. 56/2-a ve 3). Bu parçaların görünür özelliklerinin de yenilik koşulunu karşılaması gereklidir (SMK m. 56/2-b).

Ayırt Edicilik

Ayırt edicilik, bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde, daha önce kamuya sunulmuş tasarımlardan farklı bir genel izlenim bırakması anlamına gelir. Bu kapsamda, tasarımın ayırt edici niteliği, bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenime göre belirlenir. Kanunun 56. maddesinin 5. fıkrasına göre:

“Bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim,
a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce,
b) Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce,
kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise, bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir.”

Ayrıca, bu değerlendirme yapılırken tasarımcının, tasarımı geliştirirken sahip olduğu yaratıcı özgürlük derecesi de dikkate alınır (SMK m. 56/6). Eğer tasarım alanı dar ve belirli teknik zorunluluklarla sınırlıysa, küçük farklılıklar dahi ayırt edicilik için yeterli olabilir.

 

Sonuç olarak, bir tasarımın hukuken korunabilir olabilmesi, yalnızca estetik bir görünüme sahip olmasından değil, aynı zamanda daha önce benzer şekilde kamuya sunulmamış ve mevcut tasarımlardan ayırt edici bir görselliğe sahip olmasından geçmektedir. Bu iki temel unsur, yani yenilik ve ayırt edicilik tasarım hakkının doğuşu ve geçerliliği bakımından vazgeçilmez kriterlerdir.

Tasarım Tescilinin Önemi

Tasarımın tescili, ürünün görünümüne ilişkin yenilik ve ayırt edici nitelikleri hukuki anlamda koruma altına alarak, tasarım sahibine söz konusu tasarım üzerinde belirli süreyle tanınan münhasır hakların yasal temelini oluşturur. Tescilli bir tasarım, ilgili tasarımın sahibine üçüncü kişilerin izinsiz şekilde bu tasarımı üretmesini, çoğaltmasını, pazarlamasını, ithal etmesini veya başka herhangi bir şekilde kullanmasını engelleme yetkisi verir. Bu durum, özellikle tasarım odaklı sektörlerde, özgünlük ve farklılık yoluyla rekabet avantajı elde eden işletmeler için büyük önem taşır.

Tescilsiz tasarımlar da 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca sınırlı süreyle korunabilmekle birlikte, bu koruma daha dar kapsamlı, daha kısa süreli ve daha zayıf bir hukuki koruma rejimi sunar. Ayrıca tescilsiz tasarımlarda hak sahipliğinin ve ihlalin ispatı, mahkemeler nezdinde önemli ölçüde güçleşir. Bu nedenle olası bir ihtilaf durumunda, tescil yoluyla sicile kayıt edilmiş tasarımlar, korumanın niteliği ve etkinliği bakımından çok daha güçlü bir pozisyon sağlar.

Tescil ayrıca tasarımın lisanslama, devir, rehin gibi ekonomik işlemlere konu edilebilmesini de mümkün kılarak, tasarımın yalnızca estetik ya da teknik değil, aynı zamanda ekonomik bir değer olarak da değerlendirilmesine olanak tanır. Bu çerçevede tasarımın tescili, hem fikri mülkiyet portföyünün güçlendirilmesi hem de uzun vadeli ticari stratejilerin oluşturulması bakımından vazgeçilmez bir adımdır.

Tasarım Koruma Süresi ve Yenileme

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na göre, tescilli bir tasarımın koruma süresi, başvuru tarihinden itibaren beş yıldır. Bu koruma süresi, tasarım sahibinin talebi üzerine beşer yıllık dönemler hâlinde en fazla dört kez yenilenebilir. Bu durumda, bir tasarım için sağlanabilecek azami koruma süresi toplamda 25 yıl ile sınırlıdır.

Yenileme talebinin, her bir beş yıllık sürenin sona erdiği tarihten önceki altı ay içinde yapılması gerekir. Ancak bu sürenin kaçırılması hâlinde, başvuru sahibine ek altı aylık bir yenileme süresi daha tanınır. Bu ek süre içinde yapılan başvurular için gecikme harcı ödenmesi gerekmektedir.

Koruma süresinin sona ermesi veya yenileme yapılmaması hâlinde tasarım hakkı hükümsüz hâle gelir ve artık üçüncü kişiler, tasarımı serbestçe kullanabilir duruma gelir. Bu nedenle tasarım sahiplerinin, hak kaybına uğramamaları için yenileme sürelerini dikkatle takip etmeleri büyük önem taşır.

Ayrıca tescilli tasarımın koruma süresi boyunca tasarım sahibi; lisans verme, tasarımı devretme veya rehin verme gibi işlemlerle bu hakkı ekonomik bir değer hâline dönüştürebilir. Bu işlemlerin geçerliliği ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için Türk Patent ve Marka Kurumu nezdindeki tasarım siciline kaydedilmesi şarttır.

Tasarımın korunması süresince, başvuru sahibi veya hak sahibi, tasarımı piyasaya sunmamış olsa bile, münhasır hak sahibi olarak üçüncü kişilere karşı tescile dayalı haklarını ileri sürebilir. Bu yönüyle, tescil edilmiş bir tasarım yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir rekabet aracı olarak da işlev görür.

Düşüncenin gerçeğe dönüştüğü yolda sizinleyiz.